‘Hatıralar hiç bir zaman ihtiyarlamaz’

'Hatıralar hiç bir zaman ihtiyarlamaz'
Sanat hayatında 50 yılı geride bırakan usta sanatçı Alpay “Bir insan şarkıcı olabilir ama, sanatçı olmak kolay değildir” ifadelerini kullandı.

Hakan Cerrahoğlu/KORKUSUZ

Aşk, romantizm ve tutkulu yalnızlık şarkılarıyla, hayatını yaşadığı gibi anlatan adam, Alpay… O,yaşam tarzı olan anlamlı parçalarıyla hep başrol de kalmış, hayatını şarkılarıyla şekillendirmiş, enstrümanlara hiç bir zaman akort olmamış, hep senfoni yaratmış ve ayrıca, hedeflerine her zaman zihninde ulaşmış bir sanatçı. Yılların eskitemediği son efsane. Söz yazarı, besteci, yorumcu, edebiyatçı, yazar, hukukçu, milli futbolcu kimlikleriyle, çok boyutlu bir marka ve aynı zamanda gerçek bir sanatçı olan Alpay, Korkusuz Gazetesi’nden Hakan Cerrahoğlu’na özel bir röportaj verdi.

* ” Ne varsa her şey bende saklı ” sizin son single’ınız. 50 yıllık sanat hayatınızda siz de saklı kalan özel duygulardan söyleşimize başlasak, bize neler anlatırsınız?

Ben de saklı olan çok şey var tabi. Yaşadığım her şey ben de saklı. Zaman zaman anımsıyorum. Dünya da eski resimlere bakmayı sevmeyen kimse yoktur ama albümlerin kapağını sene de bir kez bile açmaz insan. Oysa ki, hatıralarla dolu albümlerin kapağını açmak gerekir. Benim anılarla dolu fotoğraflarım, evim de özel çerçevelerde her yerde duruyor. Saklı olan gerçekleri bana yeniden yaşatıyor.

* Hatıralar , ihtiyarlamış altın bir baston’mudur sizce?

Hatıralar hiç bir zaman ihtiyarlamaz, anılara yaslanmadan yaşanan bir hayatı düşünemiyorum. Hatıralar her zaman güzeldir. Onları anımsamak beni mutlu ediyor.

* “Eylül’de gel, Gitme, Fabrika kızı, Allahım yeter, Ayrılık rüzgarı, Bütün içkiler benden, Hayalimdeki resim, Gitme yanımda kal” adlı unutulmaz şarkılar hala müzik marketlerinin vitrininde. Ve hep en önde. Nedir Alpay abi bu işin sırrı?

Hayatımda hiç bir zaman hiç bir şarkımı insanlar beğensin diye yapmadım. Halkın dinlemesi gereken müziği yaptım hep, bu yüzden halkın duyarlılığıyla Türkiye’de elliden fazla şarkım bir numara oldu. Yani yaşayan şarkılar yapmakta gizli, bu işin sırrı. Benim hayalimde ki resim, sınırlarını Atatürk’ün çizdiği, insanlarını Atatürk’ün şekillendirdiği bir Türkiye de yaşamak.

* Uzun soluklu şarkıların daima zirvede kalışı kaliteli sanatçıların yorumundan mı kaynaklanıyor?

Güzel şarkıların uzun soluklu olabilmesi için öncelikle güzel söylenmesi lazım. Ben de bu güzel şarkıları iyi yorumladığımı düşünüyorum.

* Gerçek sanatçının hedefi ne olmalıdır?

Gerçek sanatçı olabilmek için müziğin dışında da; resimden, edebiyattan, heykelden, sinemadan ve felsefeden de anlamak gerekir. Bir insan şarkıcı olabilir ama, sanatçı olmak kolay değildir.

* “Ayrılık” yeterince sevmeyenler için bir “son” mudur?

Dünya da bütün ilişkiler sevgi ile başlar, önemli olan sevgiyi yaşatabilmek. Bunun için de çaba gerek. Bir ilişkide aşk olması için, yitirme korkusu da olması gerekir.

* Aşk şarkılarını en güzel yorumlayan gerçek bir sanatçısınız. Sevdanızın , içinizde yarattığı duyguları bize nasıl anlatırsınız?

Sevdasız yaşanmaz, sevda olmadan da yaşam olmaz.Yaşam başlı başına bir sevdadır zaten.

* Duyguların menfaatlerle kirletilmemesi için ne yapmak gerekir?

Dünya da sevgiden başka daha büyük bir çıkar olamaz. Menfaat denilen şey, bana göre sadece aşk ve sevgi olmalıdır.

* Siz 4 kez evlendiniz. Sevdaya doğru açtığınız yelkende önünüzü kesen, aşka engel olan şey, size kaderin bir oyunu’muydu?
Ben bu salaklığı dört kez yaptım. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki ben evliliğe karşıyım, “Allahaısmarladık” denildiği anda bu iş biter. Evlenildiği zaman insanlar birbirlerini sanki tapulu malı gibi görüyorlar, sanki her şey yaşam boyu sürecekmiş gibi. Bu kaderin oyunu değildir. Sevgi olmadı mı, aşk maşk kalmıyor. Ben aşkı sevgiyle yaşatan bir aşk adamıyım. Aşk olmadan yaşanmaz.

* Ülkemizde toplumsal yapılanmada, müzikte, edebiyat’da ve kültür- sanat’da sosyal değerlerin yeri nedir, diye sorsam?
Dünya da bütün üretimler halk için yapılır. Bir ülkede sosyal değerler düşük kalmışsa o toplumda sanatın, kültürün varabileceği yer son derece kısa boylu bir yerdir.

* Cehalet bir kayboluş mudur sizce?
Cehalet zaten olmamışlık’dır, kaybolmuşluk değil yok oluştur. Tek cümle ile söylemek gerekirse cehalet var olmamışlık’dır.

* Siz, Gençlerbirliği’nde ve ulusal takımda futbol oynadınız. Türk futbolu dünya futbolunun neresinde?
Avrupa’da oynadığımız maçlarda neden hep elenen biz oluyoruz? Yanlış nerede sizce?
Türkiye de futbol yeni oynanmaya başladı. Lig sonuncusu lig liderini yenebilecek duruma gelmişse, puan cetvelinde ki takımlar arasında ki puan mesafelerinin boyu kısalmışsa bir şeyler oluyor demektir. Avrupa ile kıyaslandığında ise bizde oynanan futbol heyecan veren bir futbol değil. Avrupa’ya göre futbolumuz eksik ve silik. Yani dünya futbolu bizden çok ilerde. Bunun için çok çalışmamız gerekiyor, peşinden koşup yetişmek için.

“Ne varsa her şey onda saklı kalsa da ” Yılların eskitemediği son efsane Alpay şarkıları, tüm zamanlarda devam edecek. İnsanlar yaşadıkça…